Sporun gelişimi, sporcunun gelişimi, Herkes İçin Spor… Ve bunun gibi birçok kavram var artık spor dünyasında. Sporun önemi arttıkça, spor-sanat-bilim ortak zeminlerde çalışıp, estetik ürünler ortaya koydukça, spor bir endüstri halini aldıkça bu tür kavramlar da artmaya devam edecek.
Ülkemizin spor ve sporla ilgili birçok konuda, dünyanın gerisinde kalması üzücü. Sporda ülke başarısına katkı sağlayan temel yapı taşının, bölgesel organizasyonlar, amatör çalışmalar, daha da incelersek bireysel gayretler olduğunu görüyoruz. Bunlarda da yeterli heyecanı yakalayamamak daha da üzücü.
Ülkemizde spor dalları ve bu dallar içinde ayrılmış branşların, günümüzde spor olarak kabul görmesi ve desteklenmesi aslında çokta uzun zaman önceye dayanmıyor. Yani bir zamanlar şimdi oldukları yerden çok uzakta olmalarına rağmen günümüzde yukarıda bahsettiğimiz kavramlarla bilimselleştiriliyor.
Örnekleyelim: Ülkemizde hemen her erkeğin “uzmanı” olduğu futbol bundan 15-20 yıl önce ilk ve ortaokullarda oynanması yasak olan, gizli gizli oynanan bir sokak oyunu değil miydi?
Masa tenisi önceleri okul kantininde ya da bazı resmi dairelerin arka bahçesinde derme çatma masalarda gazozuna oynanan eğlencelikti mesela. Sonraları kafelerde yer buldu kendine.
Bilardo tamamen kahvehane aktivitesiydi. 18 yaş altına yasak tam bir kumar yaftası yemiş rulet benzeri bir şey.
Uzak doğu sporlarına ne demeli? Kavga etmeyi öğrenmenin bodrum katı salonlarda boy gösteren bir versiyonu.
Aslında spor, okul hayatı boyunca devma eden, karneye yazılacak 5 Pekiyi karşılığında yapılan geçici, hatta gereksiz bir fiziksel aktiviteydi bir zamanlar. Bir de siyah beyaz televizyonlarımızda izlediğimiz yabancı sporcuların müsabaka başarılarıydı. Ertesi gün konuşulurdu, buz patencilerin gösterileri, boks maçlarının detayı, kış olimpiyatlarında yapılan acayip hareketler. Nedense hiç kendimize yakıştırmazdık bu yabancı sporcuların başarılarını. Akşam pür dikkat izlenip, ertesi gün konuşulan bu sporlara kendi çocuklarımızın ilgi duyup, kısıtlı imkânlarla yapmaya kalkışması bir türlü destek bulmazdı onay mercilerinden.
Mesela futbola hiç müsait olmayan zemin, saha ve ayakkabılarımızla futbol oynadığım çocukluk yıllarımdan bir hatıramı paylaşmak isterim: O yıllarda tek kanallı TV de bir pazar sabahı, bir futbol belgeseli izlemiştim. Büyük olasılıkla bir Alman kanalından alıntıydı. Yaşları 7 ile 10 arasında değişen bir grup çocuk, üzerlerinde formaları, ayaklarında kramponları, renginin yeşil olduğunu tahmin ettiğim, nefis bir sahada hocaları nezaretinde antrenman yapıyorlardı. Birçok ekipmanları vardı. Aynı dönemde çamur içindeki sahalarda, birçok yasağa rağmen top kovalayan çocuklardan biri olarak ben hayranlıkla izlemiştim programı.
Yıllar sonra ülkemin küçük illerinde, hatta ilçelerinde bile futbol okulları açıldı. Benim yıllar önce TV de izlediğim çocuklar gibi antrenman yapıyorlar şimdi çocuklarımız. Şimdi, 70 yaşındaki dedeler 8-10 yaşlarındaki torunlarını kendileri getirip götürüyorlar antrenmana.
Spor başarılarıyla uluslar arası arenada sesimizi duyurmaya başladıkça kendimize güvenimiz de, hevesimiz de artmaya başladı. Peki biz o ülkelerin 30 sene önceki halini yakalarken onlar yerlerinde mi durdular? Tabii ki hayır. Bu yüzden hala başarıda istikrara açız.
Spor başarımız için önce, sadece seyirci olmayı bırakmak gerekiyor belki de. Sporun içinde olmak, bir köşesinden yakalamak bir zorunluluk artık. Yapabileceğimiz sporu yapmaya devam etmek, artık yapamayacağımız branşlarda farklı görevlere talip olmak, bölgemizdeki Gençlik Spor İl Müdürlüğü’ne, spor branşlarının federasyonlarına, il temsilcilerine, basına, okullara sürekli ilgili başvuruları yapmak gerekiyor mutlaka.
Günümüzde başka ülkeleri, başka şehirleri anında inceleyebiliyoruz. Hiç tahmin etmediğimiz bir ilin, hiç tahmin etmediğimiz bir beldesinde yapılan faaliyetten haberdar olabiliyoruz. Sonra, niçin bizim şehrimiz bundan mahrum kalsın ki diye iç geçiriyoruz.
İşte bu noktada, bazı yetki sahiplerini göreve davet etmek gerekiyor. Ya da yıllardır aynı ünvânı taşıyıp da, bir katkısı olmayan kişileri, egemenlik alanlarına hiç kimseyi sokmak istememelerine aldırmadan harekete geçirmek gerekiyor.
Kitlelerin organizasyonu, şehir ve bölgelerin başarısını; bölgesel gelişmeler ülke organizasyonlarını, ülke başarımız da uluslar arası arenada sesimizi daha güçlü kılacaktır.
Burada ilk kıvılcımın yukarıdan gelmesini beklememek gerekiyor. Dedik ya, yetki sahipleri fazla aksiyonu sevmiyorlar. Alışılagelmiş tekdüzelikten ayrılmak istemiyorlar. Onlara söylenecek en güzel söz şu: Aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar beklenmez.
Peki ilk kıvılcımın vatandaştan gelmesi mümkün mü? Maalesef , vatandaş işte böyle sadece konuşur, elinden geliyorsa bazen de yazar.
O zaman ilk hareketi nereden başlatmalı?
Yıllardır aynı ünvânları taşıyanlar; ya egemenlik alanlarını vizyon sahibi gençlerle paylaşacak, ya da emekli olup dünyayı yakalayan ekipleri alkışlayacaklar. İşte o zaman ilk başarılar gelir, başarı da başarıyı getirir.
Bu karamsar tabloya rağmen, şahsen ben, ülke spor başarısına büyük katkı yapacağını düşündüğüm, güzel şehrim Balıkesir’in, önümüzdeki yıllarda tam bir spor kenti olacağından hiç şüphe duymuyorum. Balıkesirspor’umuzun da hem futbol, hem de diğer branşlarda kendinden söz ettireceğine inanıyorum. Umarım yerel spor basınımız da üzerine düşeni lâyıkıyla yerine getirecektir.
Yine her zamanki gibi, bizim unuttuklarımızı değerli okuyucularımızın ilave etmesini rica edelim.
Hafta sonu görüşmek üzere…

YAZARIN DİĞER GÜNCEL YAZILARI:
- Yolun Sonu Değil, Yolun Başı Şampiyonluk.
- Sizler İnanın, Bizi de İnandırın
- “Zor, daha zordan kolaydır”
- Spor Kenti Balıkesir
- Başarı Tesadüf müdür? (2)
SON EKLENEN YORUMLAR:
- Anonim - Balkes’ten olağanüstü kongre kararı
- Berke Filiz - Yeni golcü Tazhimbetov’mu?
- Berke Filiz - Yeni golcü Tazhimbetov’mu?
- Mehmet Ali Bayata - Ekrem Sarıçam’lı Fethiye PTT 1. Ligde
- Alperen Filiz - Balkes İsmail’lerin peşinde
Sevgili Ersan bey,yazınızı hayranlık içerisinde kalarak okudum.Kaleminize sağlık,süper.Yeni yazılarınızı bekliyoru,sürede ciddi takipçiniz olduk…Başarılar
Harika bir yazı, nihayet birşeylerin farkına varılmaya başlandı..yeni yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyorum